Çiftlik

Yeşil Derman Çiftlik’te yağmurlu bir günün ardından. Nusratlı – Küçükkuyu / Çanakkale

Ege’de çoğunun ilk aşık olduğu şeydir Kazdağları ve eteklerindeki Zeytin.

Kazdağları’nın kendine aşık eden bu güzelliği Ege’de oluşundan mıdır yoksa Ege’nin kıymeti Kazdağları’na komşu oluşundan mıdır bilinmez biz ikisini de çok seviyoruz.

Bu gördüğünüz, siz dostlarımızı kapıda karşıladıktan sonra çiftliğin içine doğru 100 metre kadar yürüdüğümüzde karşımıza çıkan manzara fotoğrafı mı demeliyiz bilemedik.

Şehirdeki dostlarımıza ayıp olacak ama biz kendisine ofis manzaramız diyoruz.

Uzaktaki yakın ada Midilli olur. Ama biz o kadar gitmeden Çiftlik çevresini anlatalım.

Gördüğünüz gibi, çiftliğin yani zeytinlerin bittiği tarafta bir küçük Orman başlar. Hemen sol tarafta ise Nusratlı köyü ve onun etrafındaki zeytinlikler uzanır Assos sahil yoluna doğru. Etrafımızda bin dönüm arazide yüzlerce küçükbaş ve büyükbaş hayvan ile uğraşan Nusratlı köyünün eskimezlerinden Oktay abi gibi dostlarımız hayvanları ile dolanır durur.

Konuya dönersek, işte Zeytinlerimiz Kazdağlarının güney yamaçlarında bu manzarada salınır dururlar.

Yüzyıllık çamlarımız zeytinlerimize ve fıstıklarımıza kol kanat gerer. Dallarının heybeti ile Zeytinlerimizi; görüntüsü ve dibindeki kovaya topladığımız kozalaklarıyla çayımızı ısıtır.

Kim bilir belki siz dostlarımızla turumuzu tamamladıktan sonra hikayenin gerisini odun ateşinde fokurdayıp duran çayımızdan yudumlarken anlatırız.

Doğada yürümek yorar insanı. Çiftlikteki klubemize girip dinlenelim biraz. İsteyen demli çay içsin, isteyen daha 15 – 20 dakika önce sağılan ve yeni kaynatılan sütü içsin. Aslına bakarsanız biz sütü sağar sağmaz daha koyunlarımızın yanından ayrılmadan da içiyoruz. Ama siz siz olun kaynağını bilmediğiniz, sağılırken görmediğiniz hayvanın sütünü asla kaynatmadan tüketmeyin.

Ne diyorduk? Çiftlik! Peki nereden çıktı bu çiftlik onu da anlatalım.

Daha önce dediğimiz gibi bir tarafı Karadeniz bir tarafı Trakyalı olan ailenin Ege’nin başladığı noktaya gelmeleri bir kaç sebebe dayanıyor.

En önde gelen ve asıl sebep aile bireylerinin birine 2011 yılında “6 ay ömür” biçilmesi. Hemen belirtelim kendisi halen daha aramızda ve Yeşil Derman gibi bir “yaşam biçimi hareketinin” de gizli kahramanlarından. İkinci sebep bir başka aile bireyinin henüz üniversite birinci sınıfta karaciğer rahatsızlığına yakalanması. Bunlara eklenen üçüncü ve dördüncü sebep ailenin memleketleri dışında tatil yapmak amacı ile Nusratlı köyüne bir proje kapsamında misafir olmaları ve sonrasında yine bir aile bireyinin Kırkağaç/Manisa’da askerlik yaparken söz konusu Çanakkale İzmir rotasının sıklıkla kullanılması ailenin Ege’ye gönlünü kaptırma nedenleri olarak sıralanabilir.

Yeşil Derman, Yeşili “gerçek, saf, doğal” Dermanı ise “ilaç, şifa, diyet” kabul edildiğinde ortaya çıkan bir isim.

Yeşil Derman, şehirde veya köyde nerede olursak olalım her yönümüzle saf, sade, basit olanı tercih ederek çok daha kaliteli hayat sürebileceğimizi savunur. Geçmişte yaşanılan acı tecrübeleri başkaları yaşamadan onları basit ve saf olana, dahası sade olana hepsinden öte samimi olana davet eder.

Kısaca, Yeşil Derman yolculuğu sadece bir çiftlik ile sınırlı değil.

O basit saf sade ve samimi olan – olmayı arzulayan herkesin yeri.